Açıklamalı Eş Sesli Kelimeler 2

L
lal : (1) Dili tutulmuş, konuşamaz duruma gelmiş, dilsiz  (2) Değerli bir taş.
lama : (1) Bir tür hayvan  (2) Buda rahibi.

M
mahsus : (1) Özel, özgü  (2) Belli, anlaşılan, hissedilen.
manda : (1) Su sığırı, camız  (2) Az gelişmiş ülkelerin, büyük devletlere yönetme vekilliği vermesi.
mani : (1) Bir şeyin yapılmasını önleyen şey, engel  (2) Genellikle yedili hece ölçüsüyle söylenen halk şiiri.
mastar : (1) Fiilin -mak / -mek veya -ma / -me ekleri alan ve ad gibi kullanılan biçimi  (2) Sıvacı ve duvarcıların, cetvel gibi kullandıkları, uzun, ensiz ve düz tahta.
mat : (1) Satranç oyununda taraflardan birinin yenilgisi  (2) Parlak olmayan, donuk.
maya : (1) Bazı besinlerin yapımında mayalanmayı sağlamak için kullanılan madde  (2) Damızlık dişi hayvan  (3) Uzun havalardan bir tür halk türküsü.
meç : (1) Keskin olmayan kılıç  (2) Saçın küçük tutamlar biçiminde değişik renklerde boyanmış hali.
mest : (1) Sarhoş  (2) Üzerine mesh edilebilen, yumuşak bir ayakkabı türü.
mey : (1) Şarap  (2) Ağzı yassı bir zurna türü.
mil : (1) Selin bıraktığı balçık  (2) İnce ve uzun metal çubuk  (3) Uzaklık ölçü birimi.
misket : (1) Mis üzümünden yapılan şarap  (2) Bomba ve şarapnellerin içinde bulunan kurşun veya demir tanelerin adı  (3) Bir tür halk oyunu.

N
namlı : (1) Ünlü  (2) Samanından ayrılmış arpa, buğday yığını.
nefis : (1) Öz varlık, kişilik  (2) Pek hoş, çok güzel.
net : (1) Bütün çizgileri belirgin olan, iyi görünen  (2) Teniste servis atışlarında topun fileye değdiğini belirtmek için kullanılan bir söz.

O
ocak : (1) Ateş yakmaya, pişirmeye, ısıtmaya yarayan yer  (2) Yılın ilk ayı.
ortanca : (1) Büyükle küçük arası  (2) Mor çiçekli süs bitkisi.
oy : (1) Bir toplantıya katılanların, birkaç seçenekten birini tercih etmesi, rey  (2) Oymak eylemi.
oymak : (1) Aşiret  (2) Oyma işi.

Ö
öd : (1) Safra  (2) Yanarken güzel koku veren, öd ağacı.
öz : (1) Bir kimsenin benliği, kendi manevi varlığı  (2) Kan bağı ile bağlı olan, üvey olmayan  (3) Dere, çay.

P
pala : (1) Geniş ağızlı bir kılıç  (2) Bez parçalarından dokunan basit kilim.
palamut : (1) Pulsuz bir balık  (2) Meşe ağacının yemişi.
parti : (1) Siyasi topluluk, fırka  (2) Bir bütünün parçası, kısım.
pas : (1) Oksitlenme sonucunda oluşan madde  (2) Bazı top oyunlarında oyunculardan birinin topu takım arkadaşına geçirmesi.
pat : (1) Yassı, basık  (2) Papatyaya benzeyen otsu bir bitki.
patron : (1) İşveren  (2) Elbise için kesilmiş kağıt kalıp.
pazı : (1) Koldaki şişkince kas  (2) Yemek yapılan bir bitki, yabani ıspanak  (3) Bir ekmeklik hamur topağı.
açıklamalı eş sesli kelimeler
pes : (1) Yenilgiyi kabul ettiğini belirtmek için veya şaşkınlık veren davranışlara karşılık olarak kullanılan bir söz  (2) Hafif, yavaş sesle söylenen.
peş : (1) Arka, art  (2) Bazı giysilerin bol olması için yanlarına eklenen kumaş parçası.
pike : (1) Kabartmalı pamuklu kumaş  (2) Uçağın yüksekten hedefe dik olarak saldırması.
pota : (1) Basketbol kalesi  (2) İçinde maden eritilen kap.
puf : (1) Kabartılmış minder  (2) Bezginlik, usanç anlatan bir söz.
pusula : (1) Yön tespit etmek için kullanılan kadranlı araç  (2) Küçük bir kağıda yazılmış kısa mektup, tezkere.
put : (1) Bazı ilkel toplumlarda doğaüstü güç ve etkisi olduğuna inanılan nesne (2) İpekten bükülmüş iplik.

R
rahim : (1) Döl yatağı  (2) Acıma, esirgeme.
rast : (1) Doğru, düzgün, tesadüf  (2) Klasik Türk müziğinde bir makam.

S
saç : (1) Baş derisini kaplayan kıllar  (2) Saçmak eylemi.
saf : (1) Dizi, sıra  (2) Katıksız, halis.
safra : (1) Denizcilikte denge için kullanılan ağırlık (2) Karaciğerin salgıladığı acı sıvı, öd.
sağ : (1) Solun karşıtı  (2) Canlı, diri.
saka : (1) Sucu  (2) Renkli, güzel sesli bir kuş.
sal : (1) Düz ve korkuluksuz deniz veya ırmak taşıtı  (2) Salmak eylemi  (3) Tabut.
sandal : (1) Kerestesi sert ve kokulu bir ağaç  (2) Kürekle yürütülen deniz teknesi  (3) Sandalet.
satır : (1) Yazının bir sırası  (2) Et kesme bıçağı.
saz : (1) Su kıyısında, bataklıkta yetişen ince, açık sarı renkli kamış  (2) Her tür müzik aracı, çalgı.
sedir : (1) Arkalıksız, üstü minderli divan  (2) Bir tür ağaç.
sele : (1) Yayvan, genişçe sepet  (2) Bisikletin oturulacak yeri.
sema : (1) Gök  (2) İşitme, duyma.
ser : (1) Baş, kafa  (2) Limonluk  (3) Sermek eylemi.
seri : (1) Bir bütün oluşturan şeylerin tümü, dizi  (2) Hızlı.
set : (1) Toprağın kaymasını veya suyun akmasını önlemek için yapılan kalın duvar  (2) Masa tenisi, voleybol vb. oyunlarda maçın her bir bölümü.
sır : (1) Bir tür cila, vernik  (2) Gizli tutulan şey.
sim : (1) Gümüş  (2) İşaret.
sirke : (1) Bit, tahtakurusu vb. asalak böceklerin yumurtası  (2) Ekşimiş üzüm, elma, limon vb. suyu.
soluk : (1) Ciğerlere hava alıp verme, nefes  (2) Rengi atmış olan, solmuş, uçuk.
som : (1) İçi dolu olan  (2) Rıhtımın su üstündeki bölümü.
somun : (1) Yuvarlak ve şişkin ekmek  (2) Cıvatanın ucuna geçirilen, içi yivli demir başlık.
soy : (1) Sülale, ırk  (2) Soymak eylemi.
sur : (1) Kale duvarı  (2) Uğur, alın yazısı, talih.
sümsük : (1) Uyuşuk davranan, miskin  (2) Sivri gagalı deniz kuşu.
sürme : (1) Sürmek işi  (2) Kirpik diplerine sürülen siyah boya.

Ş
şah : (1) Padişah, hükümdar  (2) Atın, ön ayaklarını yerden keserek arka ayakları üstünde durması.
şan : (1) Ün, şöhret  (2) Ses dizisi.
şap : (1) Antiseptik bir madde  (2) İnce kum ve çimentoyla yapılan düzgün döşeme sıvası.
şık : (1) Güzel, zarif, modaya uygun  (2) Seçenek.
şiş : (1) Şişmiş olan yer, şişlik  (2) Bir ucu sivri, demir veya ağaçtan, ince uzun çubuk.

T
tabak : (1) Yiyecek koymaya yarar, az derin ve yayvan kap  (2) Deri işleyen.
tabaka : (1) Katman  (2) Cepte taşınan tütün veya sigara kutusu.
taç : (1) Hükümdar başlığı  (2) Futbolda yandan atış.
tart : (1) Kalıpta pişen bir tür meyveli pasta  (2) Tartmak eylemi.
tavla : (1) At ahırı  (2) Otuz pul ve iki zarla iki kişinin karşılıklı oynadığı oyun.
tavşan : (1) Kemirgen kır hayvanı  (2) Oyma yapan sanatçı.
tay : (1) Üç yaşına kadar olan at yavrusu  (2) Denk, eşit, eş.
tek : (1) Eşi olmayan, biricik, yegane  (2) Sessiz, hareketsiz.
tetik : (1) Ateşli silahlarda ateşlemeyi sağlamak için çekilen küçük parça  (2) Çabuk davranan, çevik.
tez : (1) Çabuk olan, süratli  (2) Düşünce, görüş, sav.
toka : (1) Kemer, kayış, ayakkabı vb.nin iki ucunu birbirine bağlamaya yarayan tutturmalık  (2) El şıkışma.
ton : (1) Bin kilogramlık ağırlık  (2) İnsan veya çalgı sesinin yükseklik, alçaklık derecesi.
toy : (1) Gençliği sebebiyle görgüsüz ve beceriksiz olan  (2) Ziyafet   (3) Yabani bir av kuşu.

U
uç : (1) Genellikle uzun bir nesnenin incelerek biten son ve sivri noktası  (2) Uçmak eylemi.
uçuk : (1) Uçmuş, soluk  (2) Deride beliren kabarcık.
uz : (1) İyi, güzel  (2) Uzak, uzun, çok.

Ü
üs : (1) Bir kuvvete yükseltilmiş bir sayının üzerine yazılan ve kaçıncı kuvvete yükseltildiğini gösteren sayı  (2) Kök, asıl, temel, esas.

V
vokal : (1) Sesle ilgili  (2) Ünlü harf.

Y
yakınmak : (1) Kına, yakı vb.ni vücudun bir yerine sürmek, koymak  (2) Şikayet etmek.
yakmak : (1) Kına, yakı vb.ni koymak, sürmek  (2) Ateşlemek, tutuşturmak  (3) Türkü, ağıt vb. düzenlemek, bestelemek.
yar : (1) Uçurum  (2) Yarmak eylemi.
yaş : (1) Doğuştan beri geçen ve yıl birimi ile ölçülen zaman  (2) Nemli, ıslak.
yaşlı : (1) Yaşı ilerlemiş, kocamış, ihtiyar  (2) Gözü yaşla dolmuş.
yat : (1) Kalkan, zırh vb. korunma aracı  (2) Gezinti gemisi  (3) Yatmak eylemi.
yaz : (1) Sıcak mevsim  (2) Yazmak eylemi.
yazın : (1) Yaz mevsiminde  (2) Edebiyat.
yazma : (1) Yazmak işi  (2) Fırça ile veya tahta kalıplarla desen yapılmış bez.
yen : (1) Giysi kolu  (2) Yenmek eylemi.
yormak : (1) Yorgun duruma getirmek  (2) Bir anlam vermek, yorumlamak.
yüz : (1) Doksan dokuzdan sonra gelen sayının adı  (2) Sima, çehre, surat   (3) Yüzmek eylemi.

Z
zar : (1) İnce perde veya örtü  (2) Küp şeklinde ve altı yüzünde, birden altıya kadar benekler bulunan oyun aracı.
"Açıklamalı Eş Sesli Kelimeler 2" yazısını paylaşmak ister misin? ツ
Dilerseniz "aciklamali es sesli kelimelersozluk ve araclar" kategori bağlantısını, yer imlerinize ekleyerek, site içi hiyerarşisinde zaman harcamadan güncel konulara ulaşabilir yada sosyal medya hesabınızda imleyebilirsiniz.

Başka neler var?

El Sanatları